Kendini tanı
Bağlanma Stilleri Nedir? Güvenli, Kaygılı ve Kaçıngan Bağlanma
Neden bazılarımız mesaja geç cevap gelince huzursuzlanır, bazılarımız fazla yakınlıkta geri çekilir? Bağlanma kuramının yetişkin ilişkileri hakkında söyledikleri ve söylemedikleri.
5 dk okuma
Bir mesaja geç cevap geldiğinde kimimiz hiçbir şey düşünmez, kimimiz aklından onlarca senaryo geçirir. Bir ilişki ciddileştiğinde kimimiz rahatlar, kimimiz içten içe daralmaya başlar. Bu farkların bir kısmını anlamak için psikolojide en çok başvurulan çerçevelerden biri bağlanma kuramıdır.
Bu yazı bir test değil ve kimseye tanı koymaz. Amacı, sık duyduğun “kaygılı bağlanma”, “kaçıngan bağlanma” gibi kavramların ne anlama geldiğini ve ne anlama gelmediğini açıklamak.
Bağlanma kuramı kısaca
Bağlanma kuramı, İngiliz psikiyatr John Bowlby’nin 20. yüzyılın ortasında bebekler ile bakım verenleri arasındaki bağı incelemesiyle doğdu. Bowlby’ye göre bebekler, tehlike ya da sıkıntı anında bakım verene yakın olmaya yönelik doğuştan bir eğilimle dünyaya gelir. Bakım verenin bu ihtiyaca nasıl karşılık verdiği, çocuğun yakınlık hakkındaki beklentilerini şekillendirir.
Mary Ainsworth’ün gözlem çalışmaları, çocukların bakım verenden kısa bir ayrılık ve yeniden kavuşma sırasında farklı tepkiler verdiğini gösterdi. Bu tepkiler zamanla “güvenli”, “kaygılı” ve “kaçıngan” gibi örüntüler olarak tanımlandı.
Yetişkin ilişkilerinde bağlanma
1987’de Cindy Hazan ve Phillip Shaver, romantik aşkın da bir bağlanma süreci olarak incelenebileceğini öne süren öncü bir çalışma yayımladı (Hazan ve Shaver, 1987). Bu çalışmadan sonra yetişkin bağlanması, ilişki araştırmalarının en geniş alanlarından biri hâline geldi.
Bugün araştırmacıların çoğu bağlanmayı kutulardan çok iki boyut üzerinden düşünür:
- Bağlanma kaygısı: Terk edilme, yeterince sevilmeme ya da partnerin ilgisini kaybetme endişesinin ne kadar yoğun olduğu.
- Bağlanma kaçınması: Yakınlıktan, bağımlı olmaktan ve duygusal açılmaktan ne kadar rahatsızlık duyulduğu.
Herkes bu iki boyutta bir yerde durur. Aşağıdaki “stiller”, bu iki boyutun uç noktalarını tarif eden kısa adlardır.
Güvenli bağlanma
Hem kaygının hem kaçınmanın düşük olduğu hâl. Güvenli bağlanan biri genellikle:
- Yakınlıktan rahatsız olmaz, ama yalnız kalmaktan da korkmaz.
- İhtiyaçlarını açıkça söyleyebilir.
- Partnerinin bir süre ulaşılamaz olmasını kişisel bir reddediliş olarak yorumlamaz.
- Anlaşmazlıkları ilişkinin sonu gibi değil, çözülecek bir konu gibi görür.
Güvenli bağlanma “hiç sorun yaşamamak” demek değildir. Güvenli bağlanan insanlar da kıskanır, kırılır ve kavga eder; ama bu duygular ilişkiye olan temel güvenlerini sarsmaz.
Kaygılı bağlanma
Kaygının yüksek, kaçınmanın düşük olduğu hâl. Kaygılı bağlanan biri sıklıkla:
- Partnerinin ilgisini ve sevgisini sık sık teyit etme ihtiyacı duyar.
- Mesaja geç cevap ya da ses tonundaki küçük bir değişiklik gibi işaretlere çok duyarlıdır.
- Terk edilme ihtimalini düşündüğünde yoğun huzursuzluk yaşar.
- Yakınlığı çok değerli bulur ama onu kaybetme korkusu bu yakınlığın tadını gölgeleyebilir.
Kaçıngan bağlanma
Kaygının düşük, kaçınmanın yüksek olduğu hâl. Kaçıngan bağlanan biri sıklıkla:
- Bağımsızlığına çok değer verir ve başkasına dayanmaktan rahatsız olur.
- İlişki ciddileştikçe ya da duygusal konuşmalar derinleştikçe geri çekilir.
- Duygularını paylaşmak yerine sorunları kendi başına çözmeyi tercih eder.
- Dışarıdan “soğuk” görünebilir ama bu çoğu zaman sevgisizlik değil, yakınlıkla baş etme biçimidir.
Korkulu bağlanma
Kim Bartholomew ve Leonard Horowitz, bağlanmayı dört kategoriyle ele alan bir model önerdi (Bartholomew ve Horowitz, 1991). Bu modelde dördüncü örüntü, hem kaygının hem kaçınmanın yüksek olduğu korkulu bağlanmadır. Korkulu bağlanan biri yakınlığı ister ama ondan korkar; birine yaklaşırken aynı anda incinmemek için geri çekilebilir.
Bağlanma stili bir kader mi?
Hayır. Bağlanma örüntüleri erken deneyimlerden etkilenir ama yetişkinlikte de değişebilir. Destekleyici ve güvenilir bir ilişki, zor bir ayrılık, terapi ya da kişinin kendi üzerine düşünmesi bu örüntüleri zaman içinde dönüştürebilir. Araştırmacılar, zorlu bir geçmişe rağmen sonradan güvenli bir bağlanma geliştiren insanlar için “kazanılmış güvenlik” kavramını kullanır.
Ayrıca bağlanma ilişkiye göre de değişebilir. Bir ilişkide daha kaygılı, başka bir ilişkide daha rahat hissedebilirsin. Karşındaki kişinin tutarlılığı, senin hissettiklerini doğrudan etkiler.
Bu bilgi ilişkide ne işe yarar?
En sık görülen zorlu döngülerden biri, kaygılı ve kaçıngan eğilimli iki kişinin buluşmasıdır: Biri yakınlık istedikçe diğeri geri çekilir; diğeri geri çekildikçe ilki daha çok yakınlık ister. İkisi de kendini haklı, karşısındakini “fazla” ya da “ilgisiz” hisseder.
Bu döngüyü kırmanın yolu genellikle ihtiyacı adlandırmaktır:
- “Bugün seninle konuşamadığımda huzursuz oluyorum; kısa bir mesaj bile beni rahatlatıyor.”
- “Bir süre kendi başıma kalmam gerekiyor; bu senden uzaklaştığım anlamına gelmiyor.”
İhtiyacı açıkça söylemek, karşındakinin davranışını tahmin etmeye çalışmaktan çok daha etkilidir.
Bir uyarı: İnternet testleri tanı koymaz
İnternette “Bağlanma stilini 5 soruda öğren” türünden pek çok test var. Bunlar düşünmeye başlamak için eğlenceli olabilir ama güvenilir bir değerlendirme değildir. Kendini tek bir etiketle tanımlamak, değişim ihtimalini de görünmez kılabilir. İlişkilerindeki örüntüler sana sıkıntı veriyorsa, bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak en sağlıklı adımdır.
Sonuç
Bağlanma kuramı, yakınlık karşısındaki tepkilerimizin rastgele olmadığını, geçmiş deneyimlerle şekillendiğini hatırlatır. Ama aynı zamanda bu tepkilerin değişebileceğini de söyler. Kendi eğilimini tanımak, hem kendine hem de karşındakine daha anlayışlı yaklaşmanı sağlar.
Ne istediğini netleştirmek için ilişkide ne istediğini anlamanın 6 yolu yazımıza da göz atabilirsin.
Bu yazı genel bilgi amaçlıdır; psikolojik değerlendirme, tanı ya da terapi yerine geçmez.
hemdem ekibi
Yazılarımız ilişki psikolojisi araştırmalarına dayanır; kaynaklar yazı içinde bağlantılıdır. Genel bilgi amaçlıdır, psikolojik danışmanlık ya da terapi yerine geçmez.